Friday, September 7, 2018

Yalnız başına kalmış bir zavallı genç oğlan

Bu hikye eski bir zamanda geçiyor. Bizlerden ve sizlerden çok önce yaşanmış ,bizler bu topraklara adım atmadan olup bitmiş bir hikayeyi anlatıyorum. Bu hikayenin kahramanının adı Yalnız oğlan'dır.
Adı Yalnız , soyadı ise Oğlan. Bu oğlan adı üstündedir ki oldukça yalnızdır. Kızlar ondan tiksinirmiş. Çünkü çirkin ve kiloludur. Her gün köy yemeklerini fazla fazla tüketir, insanları böylece zora sokar ve ardından pişmanlık ve yalnızlık duyup bir ağacın gölgesinde ağlar, ağlar ve kıvranırmış. Ozamanlar yıl bin yedi yüz'ler daha. Bizden çok önce. Genç,yalnız, çirkin,kilolu, istenmeyen, mutsuz bir oğlan. O zamanlar o civarda okul ve saire yok. Ya adam gibi tarlayı süreceksin, ya kendi evini kuracaksın. Şansın varsa da köyün en güzel kızı ile evlenip çocuk yapacaksın. Çocukların da kendi tarlalarını sürecekler ve köyün ağasının gözüne gireceksin. Vaziyet bu. Yalnız oğlan ne yapsın. Hem obur, hem dışlanmış, hem genç, hem çirkin hem de kızlar ona gülüyor. Diğer erkekler çoktan evlenmişler çocuk bekliyorlar. Çifte kumrular gibi sırnaşmışlar. Bizim çirkin oğlan ancak rüyasında kız görür, ancak rüyasında tarla sürer, ancak rüyasında kendi evini kurar, ancak gözlerini kapattığında rahatça zıplarmış. Ona iblis derlermiş o köyde. Onun lakabı buymuş. Lakin çok çirkin ya, ona isim olarak iblis demek en doğrusu imiş. Başka ne deseler olurdu? Olmaz idi. O çirkin toy iblis imiş. Kızlar ile evlenemez, ilişkiye giremez, konuşamaz, tarla süremez, ağanın gözüne giremezmiş. Bundan dolayı hep ağlar kıvranırmış. Ona harekete geç be evlat derlermiş. O ise buna daha da gocunurmuş. O farklı imiş. O harekete geçemez imiş. Geçse bile yine istenmez imiş bir şekilde. Bunu denemiş ve bilirmiş. O çirkinmiş ve dünya acımasızmış. Ne yapsa olmaz imiş. Sonunda her gün ağlayıp kıvrandığı ağacın altına gelmiş bakmış yukarıya. Bir örümcek sineği kıstırmış ağına öğütüyormuş. Bu onu derinden etkilemiş. gidip bir ip almış ahırdan. öfke ve acı ile. Popsundan kaka damlamış üzüntüden. İpi ağacın dalına bağlamış ve kendini boğazından asıp ihtahar etmeye müsait bir şekilde bağlamış. Kayanın üzerine çıkıp boynuna ipi geçireceği zaman bir takım sesler işitmiş. Bu sesler karşı ağacın dibinden geliyor imiş. Sesler cinsel ilişki sesiymiş. Genç kaslı yakışıklı bir oğlan ile güzel bir kız cinsel ilişki yaşıyormuş. Zevk ve şehvet dolu sesleri Yalnız oğlanın kulağına gelmiş. Onları biraz izlemiş. Kız ve oğlanın zevkle gülümsemelerini ve öpüşmelerini ve devamını dikkatle izlemiş. Sonra sineği yemekle meşgul olan örümceğe bir daha bakmış. Bir de elinde tuttuğu ipe bakmış haliyle. Gençlerin şehvetli seslerini dinleyerek ipi boynuna geçirmiş ve kendini bırakmış ileriye doğru kayanın üzerinden. Sessizce ölüvermiş bizim oğlan. Kısa bir süre sonra öbür ağacın dibindeki kız ve oğlan şehvetli birlikteliklerini bitirmiş, ağacın dibi meni dolu olarak öyle kalmış. Kız ve oğlan üstlerini giyinmişler ve gülerek kol kola evlerine gitmişler. Kimselere görünmeden işlemişler şehvetli eylemlerini. Nefisleri bellerinden aşağıda birleşmiş bir şekilde yaşamışlar. Yalnız oğlanın cansız bedeni sallanmaya devam ededursun, güneş batmaya başlamış. Sarımtırak güneş artık açıkça turuncu imiş. Güneş batıdan batarken, son ışıklarını da iki ağacın dibine doğrultmuş kısa bir an. Biri sperm ile kaplı ağaca, diğeri ise yalnız oğlanın ağzından yavaşca sızan kanların damladığı ağaca yansımış. Bu hikayenin adı hayatmış. Öyle imiş ki bu hikayede herkes başarılı olamaz, şehvetini yaşayamaz ve gülümseme şansına sahip olamazmış. Bazıları ağlar ve ölür, bağzıları güler ve uyurmuş. Bazıları aşk ile sevişir, bazıları ip ile kırılırmış. Hayat.

No comments:

Post a Comment

İletişim Formu

Name

Email *

Message *


Get paid to share your links!