Alttan Alanlar

Soğuk bir bahar günüydü. Bahar her zaman güzelliğin ve sıcağın habercisi değildir. Bahar, bazen sonu getirebilir. Son Bahar gibi. Bu soğuk bahar günü daha soğuk geçemezdi elbet. Nasıl daha soğuk geçsindi? Soğuk insanlara göredir soğuk günler. İki yüzlüler için düşünme vaktidir. Veya meydan açılmış gibidir kurnazlara. Bilinmez.
Soğuk bahar günü o ve diğerleri de kış öncesi son yürüyüşlerini yapıyorlardı. Kış yakındı. Çok yakındı. Kış zorlu olacaktı elbette. Kış geçmek bilmez , ölüm buzlar eridiğinde gün yüzüne çıkan cesetler gibiydi. Bu ne kadar da karamsar bir felsefe!
Soğuk bahar gününde o diğerlerinin yanından ayrılarak bir değişiklik yaptı. Başına buyrukluk daha doğrusu. Gurup , bir sürü nasıl çoban köpeğini takip ederse, o şekilde kenetlenmiş birbirlerine ve aralarında oluşturdukları ortak zihne uyarak aynı yöne ilerliyorlardı.
Onun  guruptan ayrıldığını fark etmeleri bile imkansızdı. Bir hipnoz gibi etkisi altında oldukları parkur artık bir büyücünün kazanına giden patika gibiydi.
O, diğerlerinden ayrılmıştı. Onu suçlayabiliriz. Onun tek yıkım noktası, direnç kırıcısı da alttan alıyor olmasıydı.  O alttan alarak, kırmadan dökmeden söylemlerine oldukça yetersiz kılıflar geçirirken , diğerleri gümbürtüyle ortaya koyarlardı. Bu onun direncini sıfıra çekmişti ve o, sürüden ayrılarak bu küçük patika etkinliğinde dahi farkını ortaya koymuştu.
Böylesine bir fark gariptir, hoş bir fark mıdır? Hayır değildir. Alttan alanlar , öteki laflarını planlamadan hiçbir şey elde edemeyecek ve huzura tatmin olamayacaklardı.
O, patikadaki yolunu kaybederek bir hiçliğin içerisinde buldu kendini. Öylesine kudretli bir hiçlikti ki bu, içinden çıkması elzem olduğu kadar zordu da. Bu hiçlik denilen şey, bu yokluk duygusu, ilaçsız ve reçetesizdi. Hangi doktor hiçliği tedavi edebilirdi? Hangi doktor!
O, patikanın hiçliğe uzandığını , guruptan kendini soyutlayarak fark etmiş ve aklını kaçırmıştı. O akıl, belkide hiçliğe gidecek bir parçacıktan fazlası olamayacağına göre, bir anlam veya bir fark ifade eder miydi acaba? Hayır. Eğer hiçliğe uzanan patikada bu hiçliği öngördüyse o, artık geri dönüşü olmayan kasırgayı kabullenmişti. Peki yanılıyor olamaz mıydı? Patika neden çöplük ile sonuçlansındı? Neden? Akla mantığa yatar mıydı bu? Hayır kesinlikle hayır.
Hiçlik gibi bir girdap anlam bulamazdı. Yoksa tam tersi mi?

-kimse değil (KD)

Yun** Ak**ca

0 Comments