Saturday, November 17, 2018

Mezar & Şahıs 1

uzak diyarlar her zaman için "erişmesi zor" ve adı üstünde uzaktır. Peki neden böyle? Bunu kendi kendine sordu Şahıs 1. Onun hayalleri de uzak bir diyar gibi miydi acaba? Erişmesi güç, imkansızın karşı komşusu gibi. 2. Şahıs birinci şahısa göre daha bir optimistik bakış açısına sahipti. Bunu zamanla çalışarak ve yoğunlaşarak elde etmişti. Optimistik bakış açısına sahip olması, şahıs 2'yi şahıs 1 'e göre daha güçlü kılıyordu.
 
                                                                  ***
Şahıs iki, günlerden bir gün öldü. Bu haberi almak bile çok ağır ve üzücü iken, bu haberi alan kişinin şahıs 1 olması olayı daha da trajedik bir konuma sokuyordu. Çünkü şahıs 1 'in eksikliği olan optimizim yani olumlu bakış açısı artık mezarın dibine gömülmüştü. Hatta bu o denli önemli bir meseleydi ki, şahıs 2'nin yokluğu, şahıs1 'in tahmin edebileceğinden de öte, daha çetrefilli olacaktı.

                                                                   ***
Şahıs 1 , duruma ayak uydurmaya çalışıyor ve kendi kendine söylenerek her şeyin yolunda olacağını düşünüyordu. Aslında hiç bir şey yolunda olmayacak gibi gözüküyordu fakat şahıs 2 'nin optimizmi ona da sıçramıştı elbette / öyle umuyordu.

                                                    ***
Şahıs bir , aradan geçen 3 buçuk ayın ardından bir karar vermesi gerektiğini hissetti. Ya şahıs 2'nin mezarını kazıp onun gerçekten orda olup olmadığını kontrol edecekti, ya da onun cesedinin "ölü" ve yer altında olduğundan emin olacaktı. Cenaze müdürlüğüne güvenmeyişi, onu daha bir tedirgin ve paranoyak kılıyordu.
                                                             ***
Saatlerdir mezarın başında olması oldukça tehlikeliydi. Fakat kendi içindeki düşüncelere o denli kapılıp gitmişti ki artık hiç bir şey hissedemez haldeydi. Zaman kavramının yok oluşu , daha doğrusu onun için farkındalık dışı bir konuma gelişi, işleri (çevresinde olup biten) zor ve karmaşık, kaotik bir hâle sokuyordu. Zaman onun için "kapsama dışı" (telefon sinyalleri için kullanılan bir terim) olabilirdi, fakat bu zamanın gerçek "zaman" da yok olduğunu değil tam tersine onun aleyhine işlediğini gösterirdi. Mezar kazan bir adam (en azından öyle bir izlenim veriyordu) ve o adamın sessiz sedasız kıpırtısızlığı hem şüphe uyandırıcı hem de şahıs 1'in zamanı unutup dalması, bir bekçi tarafından sorguya çekilmesi ihtimalini kuvvetle muhtemeldir ki arttırıyordu.
                                                             ***
Aklı bulanmıştı o gün fakat ucuz atlattı. Çünkü kendine geldiğinde mezarın üstünde bir ceset gibi uyuakalmış, hatta bayılmıştı o sabah saatlerinde.


-kd /yunus ev

No comments:

Post a Comment

İletişim Formu

Name

Email *

Message *


Get paid to share your links!