There is a secret puzzle in this website. When you complete it, you will be even closer to the truth. We are waiting for someone to find it. The first step of this digital maze is to find the secret page hidden in one of our blog posts. Good Luck.

Friday, November 2, 2018

Eğer bir taş olsaydı elimde...

Merhaba dostlar. Bu yazım biraz daha deneme tarzında olacak. Kargacık burgacık dağınık düşünce silsileleri anlarsınız. Dün bir şarkı keşfettik arkadaşla. Itunes'dan buldu esasen sonra ben de bugün şarkıyı bir daha dinledim baktım müzik videosu bile var. Kimin şarkısı hatırlamıyorum ama adı "silk beni". Bir şarkı bu kadar kirli mesaj uyandıramazdı. Silk mi acaba yoksa çaktırmadan s*k mi demek istiyor bilemedim. Nakarat'ı da sanki "l" harfini yutuyormuş gibiydi yani direk o kelimeyi telaffuz ediyor gibi. Bence adam şarkıyı yazarken bunu fark etmiştir ama pop olduğu için böyle daha iyi rating yapar...

Fark ettim de elimde bir taş olsaydı herhalde youtube'a atardım. Çünkü ben de bir YOUTUBER sayılırım olsa da kimse izlemese de videolar paylaşıyorum her dakika. Şimdi bu taşı kendime de atmış olurdum eğer atsaydım. Çünkü youtube'un tek suçu boktan içerikleri desteklemek olabilir ancak asıl suç bu içerikleri üretende de değil, fakat direkt olarak izleyicide yani bende sende bakkal hüseyin'de.
Bunun sebebi ise o içerik üretiçilerinin para kazanmak istiyor olmaları. Ben bir kaç reklam koymak ve onlardan bir kuruş elde edemeyince de bağış yap sayfası açmak dışında bir hüner gösteremem. Fkakat o saçma içerikleri üretenler öyle güzel paralar alıyorlar ki izleme başına, aklımı kaybettim. Emek veriyorlar doğrudur fakat emeğini benim hayatımı mahvedecek şekilde sarf ediyorsan kusura bakma kardeşim ben buna laf sokarım. Bak Barış Özcan mesela adam gibi adamdır. Her videosu dolu ve öğretici. Bir tek videosu yok ki anlamsız olsun, adamın her videosu mükemmel. Ama öbür insanlar öyle mi? Değil. Kimse umursamıyor değerli içerik üretmeyi!

Hayatta ilgimi çeken konulardan biri de hep kendim oldum. Çünkü kendim kadar iyi tanıdığım bir salak yok. Asosyal.....bzzzt. Bakın kendimdeki çelişkiler , dahice düşünceler, cehalet, bilgi, zeka, akıl, mantık, yetenek, beceriksizlik , ve iyi kötü her şey, odak noktam oldu. Bu ben merkezcilik midir? O anlamda asla! Derin düşünürseniz dışarıyı görmezden gelmek ile bencil olmak gibi değil fakat bunun ile kendini keşfederek dolaylı yoldan insan yapısına dair ipuçlarını 7/24 arayabilmek arasındaki bir farklılıktır. Bu fark bencil bir zavallı ile kaşif bir delikanlı arasındaki temek fark!
Bir klişe var... "Kendi bilmezsen başkasını bilemezsin." diye. Bu oldukça doğru ve oldukça yanlış...
Birincisi , hatta bir paradokstur bu; insan kendini bilme yetisine sahip olmak için kendisini inceleme ve uzaktan görme yetisine ihtiyaç duyar ve bunu öğrenmesinin tek yolu da belli bir süre uzaktan bakan birinin ağzından çıkanları kendine not alması olabilir. Peki uzaktan bakan kişi "başkası"dır ve kendini bilmeyen başkasını bilemez demişler, başkasını bilmek ve onun senin analizinde çıkarttığı sonuçlar demek ki sana ışık tutabilir. Yani karşılıklı girift bir yapı var ve bu da tırnak içerisindeki sözü bir paradoks yapar. Her türlü doğrudur ve aynı zamanda yanlıştır çünkü....

-KD

No comments:

Post a Comment

İletişim Formu

Name

Email *

Message *


Get paid to share your links!