Thursday, December 6, 2018

Dün geceki üniversite etkinliği felaketim -anı

Dün gece veya akşam üstü desem daha doğru olur, aniden evden çıkmam gerektiğini hatırladım. Saat 6'da ünivesitede olmam gerekiyordu ve bunun sebebi okulun fakültemizin dahil olduğu bir etkinliğine katılmam gerekmesiydi. Zorunlu katılım değildi önceki seneler gibi fakat önemliydi. Mentörüm kız haber vermişti bana da yakın zamanda. Neyse ben evden çıktım. Dün öyle bir fırtına vardı ki anlatamam size. Şemsiyem ters dönmekten artık yeni formunu benimsemiş ve eski haline dönmek istemiyordu. Montumun altında sadece ince yazlık bir sarı tişört giymiştim daha çok atleti andırıyordu. Ayakkabılarım takım elbise ayakkabısı. Montum pahalı bir marka. Eşoftmanım eskimiş bir nike marka tül gibi bir şey. Çoraplarım beyaz-gri. (ayakkabı siyah). Kafamda pahalı bir bere. Gözlüklerim kim bilir çantamın içinde nerede fırlatılmış. Çantam dandik bir bez bilgisayar çantası. Telefonum ise en bozuk ve küçük android telefon. 50 liraya almıştım ikinci el. İşte böyle bir "zevk" sahibi olduğuma göre artık daha ne ters gidebilir ki!

Vapura binmeyi başardım. Vapur kalktığında midem de kalktı ki beni deniz tutmaz. Dalgalar delicesine dengesizce salladı gemiyi. Hava karanlık ve deli gibi rüzgar ve yağmur var. Sigara içmek yasaktır anonsu, insanların sigara dumanlarıyla eş zamanlı yankılandı. Traji komedi halimiz. 
Okula vardım. Fakültemin bulunduğu binanın teraslarından birine gitmem gerekti ve çıkarken eminim beş altı kaç çıktım merdivenle. Asansör vardı ama göremedim. Etkinliğe erken varmıştım daha son hazılıklar yapılıyordu ve üye kontrolü yoktu. Normalde önceki günlerde ben de geleceğim demem gerekliydi ki ona göre sayıyı organize etsinler. Ben çaktırmadan kendimi içeri attım ve terasa çıktım. Terasta iki bölüm vardı. Birincisi düğün hazırlığı gibi süslü üstü kapalı şık bölüm, öbürü ise bir iki merdiven daha aşağıda olan büyük boş alan. Orada bir sandalyenin şemsiye ile korunmuş durumunu görünce bunu fırsat bildim. Karanlık ama duvar aydınlatmasının biri yanıp sönüyor. Tam romanlık bir durumdu. Orda oturdum sigaramı yaktım. Isıtmadı. Kız gelecek ben de görevimi yapmış olarak gidecektim eve. Telefonumun şarjı bitti. Onu şarja taktım. Zaten çok yavaş çalışıyordu. Bir buçuk saat kaldım. Bir içeri, bir dışarı, ve dışarının boş karanlık alanı arasında gidip durdum. En sonunda bir mesaj geldi kızdan. "evimdeki kombi patladı gelemeyeceğim". O anda aklımdan iki şey geçti. Ya kızın evi kombiyle havaya uçmuştu , ya da evi yanıyordu. Ama sadece evi su basmış. Kız da bu ani gelişmeden dolayı gelemeyecek. Boğaz manzarasına baktım terastan. Anadolu yakasından geldiğim o uzun yolu aklımdan geçirdim. Sonra kızın sularla boğuşan durumunu hayal ettim. Sessizce çantamı alıp gidecektim ki bir velet geldi ve bana; "etkinlik başlıyor hadi yaklaş biraz" dedi. Kafamı salladım biraz ilgileniyormuş gibi durdum. Bir kadın mikrofonu aldı ve kısaca "hehehehehe hukuk zordur heheheheheh" dedi. Benim fakülten eğitim fakültesi. Çıktım ve eve döndüm. Eve geldiğimde anahtarla kapımı açıyordum ki alt komşum seslendi. "şey müsaitsen geleyim mi?" Tamam dedim ve arkadaşım geldi. Oyun oynadı benim PS3 de. Sonra oturup onunla şarkı yazdık besteledik saatlerce. Sonra vaz geçti biz de sadece melodiyi yayınladık. Sonra geç uyudum. 

Ekstra ruh hali notu: Evden çıktığımda depresyonum azdı. Ölesim geldi. Sonra okula varınca geçti. 

İki gün önce: McDonald's a girecekken yirmili yaşlarında bir kız gözleri mor , benim gibi esmer tenli ve bol ve ince kıyafetler giymiş belli ki sokakta yaşıyor. Koluma yapıştı ve bana ," para istemiyorum bana yemek ver lütfen"dedi. Ben ise sakince kapıdan içeri girdim o da kolumu bıraktı. O an düşündüm ona yemek vermeliydim. Ama yapmadım. Neden mi? Çünkü korktum. Bu bir taktikse? Para almak için...... neyse...

son.

-YUNUS EMRE VURGUN (kimse değil)

No comments:

Post a Comment

İletişim Formu

Name

Email *

Message *


Get paid to share your links!