Sunday, January 6, 2019

Kısa Hikaye: Savaş Hastanesi

Rusya yılın her günü soğuk mudur? Bilmiyordu. Rus askeri nasıldır? Bilmem dedi Antonio Hekim. Yanlış anlamayın, Antonio bir hekim değildi, sadece soyadı Hekim idi. Soruları soran beyefendinin adı ise Dog'du. Dog soru sormaktan usanmaz, terbiyesiz ve kendini bilmez bir adamdı. Önüne ne konsa saldırgan bir davranış takınır ve karşı çıkmaya çalışırdı. Bunun altında yatan temel sebep bulunabilir bir şey değildi. Bunun bir sebebi olmalı derdi Antonio, ama kim bulabilirdi? Dog gibi insanlar savaş zamanları sıklıkla gün yüzüne çıkar ve saldırgan tutumları ordulara büyük fayda sağlardı. Tek yapılması gereken onları kışkırtmak ve karşı cephedekilerin üzerine sürmekti. Dog'un aslında insanlarla alıp veremediği yoktu. Onun tek derdi kaybettiği kızı Mila'yı geri getirmekti. Oldukça çelişkilidir ki, Dog, kendi kendine söylendiği zamanlarda şunu her cümleden sonra muhakkak araya sıkıştırırdı: "Ölenler geri gelmezler ve onlar benim zihnimden dışarıya çıkamazlar."
Image result for war hospitalDog gibi akli dengesi hafif bozuk insanlara ihtiyaç vardır. Bu insan ilişkileri anlamında bir ihtiyat değildir fakat ayak işlerinde onlar büyük fayda sağlarlar. Kışkırtmak yeterli olacaktır. Antonio onu kötüye kullanmıyordu lakin onun bazı yönlerinden faydalanmaya çalışlıyordu. Neticede arkadaştılar ve bu arkadaşlık bozulamayacak kadar eskilere dayanan derin bir ilişkiydi. Rusya zihinlerinde hep kötü bir yer olarak kalmıştı nedense. Bunun sebebi savaş zamanında cepheye sürüldüklerinde onların ortak çıkartma noktaları Rusya sınırındaydı. Rusya sınırını hiçbir zaman geçemediler fakat bu cehalet onları derinden korkuttu ve kalıcı bazı ön yargılar yarattı. Antonio ve Dog gibi milyonlar aynı düşüncedeydi. Rusların tek yaptığı şey (yani böyle söylentileri duydukları zamanlarda) kahkahalarla gülmekti. Haksız değillerdi kesinlikle. Kim gülmezdi ki? Ancak Antonio ve Dog gibi travmatik kişilikler! Antonio rus askerleriyle çarpıştığını söylerdi fakat bunu hiçbir zaman bilemiyordu. Çarpıştıkları sadece askerdi, Rus olup olmadıkları konusunda komutandan gelen bir bilgilendirme olmadığına göre bir önemi de yoktu savaş sırasında. Komutanı meşgul edemezlerdi o dönemlerde ve bunun cezasını da göze alabilecek kadar gözü kara insanlar değillerdi elbet. Antonio gibi saçlarını beyaza boyamaktan başka bir zevki olmayan bir kaçık, ancak ömrünün son günlerine kadar Rusya ve hayalinde canlandırdığı Rus insanı üzerine fanteziler kurgulayarak yaşayabilirdi. Rus kadınları, Rus adamları, Rus sokakları vs.
Aslında savaş yıllarında çalıştıkları bir çadır hastane vardı. Bu hastanede savaşın asker ihtiyacı azaldığı dönemlerde doktora ve özellikle de hemşirelere ihtiyaç duyan ekiplerin oldukça emeği vardır. Antonio daha uzun süre orada hemşirelik yapmıştı lakin Dog da hatrı sayılır bir yardımda bulunmuş ve bunun için şereflendirilmişti. Gerçi Antonio'dan farklı olarak Dog, ödül törenindeki askerleri kafasında tasavvur ettiği Rus askerlerine benzetmiş ve buna dayanamayıp üzerlerine atlama girişiminde bulunmuştu. Ne kadar da ahmakça değil mi? Hayır değil. Aslında oldukça anlamlı. Orada önemli olan Dog'un ne yaptığı ve bu takıntısının akla yatkın olup olmadığından ziyade , onu mu duruma getiren geçmişidir. Bu hepsinden önemlidir. Bir insanın geçmişini deşerseniz belki sıkıcı bir dünya bulabilirdiniz fakat bazen de karmaşık ve delicesine sıkıntılı bir travmayı keşfedebilirsiniz. Fazla deşmek de iyi değildir , onlara olmayan şeyleri düşündürüp inandırabilir. Antonio kadar beyaz saçlı bir adam göremezdiniz ve Antonio'ya bunun sebebini dahi sormak bir kavganın başlangıcı olabilirdi. Antonio gibi Dog'un zıttı izlenimi veren bir adam bile arkadaşından bir çok şey almıştı. Bunlardan en belirgin olanı öfkeydi. Belirgin dememin sebebi dışarıdan anlaşılabilir olduğu anlamına gelmiyor elbette. Bu sadece onun içerisinde en çok yer işgal eden bölümüdür. Bu iki bekar adam boş vakitlerinde açık kadın dergileri karıştırır ve pişmiş kelle gibi sırıtarak birbirlerine bakarlardı. Bunun sebebi belki de tek eğlencelerinin bu olmasıydı. Kadınların istemeyeceği kadar garip olmalarının yanı sıra insanlardan izole bir yaşama mahkum kılınmış iki adam olmalar da büyük bir faktördü. Televizyonun olmadığı o yıllarda bu iki adam gibi bir çok asker vardı. Bu askerler ne yapacaklarını biliyormuş gibi görünen fakat sadece emir bekleyen kuklalardılar....

-Yunus Emre Vurgun

No comments:

Post a Comment

İletişim Formu

Name

Email *

Message *


Get paid to share your links!